İCRA DAİRELERİNDE YETKİ, YETKİYE İTİRAZ VE YETKİNİN İTİRAZIN İPTALİ DAVASINA ETKİSİ

10
Kas2021

İCRA DAİRELERİNDE YETKİ, YETKİYE İTİRAZ VE YETKİNİN İTİRAZIN İPTALİ DAVASINA ETKİSİ

İCRA DAİRELERİNDE YETKİ

İcra dairelerinin yetkisi bakımından özel bir düzenleme öngörülmemiş olup yetki hususunda İİK 50. maddesinde HMK’ya atıf yapılmaktadır. (KURU, B.: İcra ve İflas Hukuku, El Kitabı, 2.b., İstanbul 2013, s.179 ve HGK., 24.04.2013 gün ve 2012/9-1435 E., 2013/569 K.) HMK madde 5-19’daki yetki kuralları, ilamsız icra takiplerinde kıyasen uygulanmaktadır. Nitekim İİK’ nun 50. maddesinin ilk fıkrasında da “Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir ” hükmü amirdir.

Bu sebeple icra dairesine yapılan itirazın İİK 50. Maddesi gereğince HMK’ da öngörülen yetki kuralları çerçevesinde de değerlendirilmesi gerekmektedir.

O halde yetki türlerine kısaca yer vermek gerekir ise;

Genel Yetki

İlamsız icrada genel yetkili icra dairesi, takibin başladığı tarihte, borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesidir. (HMK m. 6, 7; TMK m. 19-22) Yerleşim yeri, Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre belirlenir. Buna göre; Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir.

Özel Yetki

HMK’nın 8 ila 17. maddelerindeki hallerde ise icra daireleri özel yetkili olup, sözleşmeden doğan para borçları hakkındaki yetki de bunlar arasında yer almaktadır. HMK 10. maddesine göre Sözleşmeden doğan davalarda sözleşmenin ifa edileceği yer hakkında açık ve zımni isteğinin anlaşılamadığı hallerde, sözleşmenin yerine getirileceği yer, TBK 89. maddesine göre belirlenir. Buna göre davanın konusu sözleşmeden doğan bir para borcu olup da sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, bu para borcu alacaklının ödeme zamanındaki ikametgâhında ödenir. Başka bir anlatımla para borcunun yerine getirileceği yer, alacaklının ikametgâhıdır. Bu durumda alacaklı, para borcunun ödenmesi için kendi ikametgâhında dava açabilir.

İCRA DAİRESİNİN YETKİSİNE İTİRAZ

Kural olarak, icra dairesinin yetkisi kesin ve kamu düzenine ilişkin değildir. Bu nedenle icra dairesi yetkisizliği re’ sen yani kendiliğinden gözetemez. Borçlunun icra dairesinin yetkisiz olduğunu, şikâyet değil, itiraz yolu ile ileri sürmesi gerekir.

Borçlu, yetki itirazını ödeme emrine itiraz süresi içerisinde icra dairesine bildirir. Süresi içerisinde yetki itirazı, icra takibini kendiliğinden durdurur. Borçlunun, yetki itirazında yetkili icra dairesinin hangisi olduğunun bildirmesi gerekmektedir. Aksi halde itiraz geçersiz olacaktır.

Borçlu yetkiye itiraz etmezse, icra dairesinin yetkisini kabul etmiş sayılır.

Alacaklı borçlunun yetki itirazını kabul ederse; İcra dairesi dosyayı yetkili icra dairesine gönderir. Dosyanın gittiği yetkili icra dairesi de yeniden harç almadan borçluya yeniden ödeme emri tebliğe gönderecektir.

 Alacaklı borçlunun yetki itirazını kabul etmezse; İcra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir. İcra mahkemesi borçlunun yetki itirazını kabul ederse yani icra dairesinin yetkisiz olduğuna karar verirse alacaklının itirazın kaldırılması talebinin reddine ilişkin kararına karşı temyiz süresinin sona erdiği veya Yargıtay’ın onama kararının tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde davacı /alacaklı tarafça yeniden dilekçe verilmesi gerekmektedir. Yani Mahkeme / icra müdürlüğü, yetkisizlik kararı üzerine dosyayı resen görevli / yetkili mahkemeye veya icra müdürlüğüne göndermeyecek, alacaklının, yetkisizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde dosyanın yetkili icra dairesine gönderilmesi talebinde bulunması gerekecektir. Aksi takdirde dava/ icra takibi açılmamış sayılacak, yeniden takip başlatılması ve harç ödenmesi gerekecektir.

İCRA DAİRELERİNDEKİ YETKİ İTİRAZININ, İTİRAZIN İPTALİ DAVASINA ETKİSİ

İtirazın iptali davasının nerede açılacağı hususunda İİK’da özel bir yetki kuralı öngörülmemiş olup,  itirazın iptali davasının icra takibinin yapıldığı yer mahkemesinde bakılması zorunluluğu yoktur.  İcra takibinde yetkiye itiraz edilmemiş ve sonuç olarak (yetkisiz olan) icra dairesinin yetkisi kesinleşmiş olsa dahi açılacak olan itirazın iptali davasında bu icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesi yetkili hale gelmeyecektir.

Diğer bir deyişle, icra takibinde icra dairesinin yetkisine itiraz edilmemiş olması ve takibe, yetkili olmayan icra dairesinde devam edilmesi, açılacak itirazın iptali davasında takibin yapıldığı yer mahkemesinin yetkili olduğu sonucunu doğurmayacaktır. İtirazın iptali davasının İİK VE HMK kapsamında yetkili mahkemede açılması gerekecektir.

Konuya dair emsal karara yer vermekte fayda vardır.

Takip borçlusu ödeme emrine itiraz ederken icra dairesinin yetkisine itirazda bulunmamışsa, icra dairesinin ve İcra Hukuk Mahkemesi’nin yetkisini kabul etmiş sayılır. Bu kural, takip hukuku açısından geçerli olup, mahkemede açılan itirazın iptali davasında etkili değildir. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, Esas: 2010/5730, Karar 2010/5917 İçtihat)

Davalı borçlu, ilk başlatılan …. İcra Müdürlüğünün 2006/6935 sayılı dosyasında sadece borca itiraz etmiş, yetkiye itiraz etmemiştir. Dolayısıyla, bu borçlu yönünden yetki hususu kesinleşmiş olup …… İcra Dairesinin yetkisi kabul edilmiştir. İtirazın iptali davası yönünden özel bir yetki kuralı getirilmediğinden genel hükümlere göre yetkili mahkeme belirlenecektir. İcra dairesinin yetkisine itiraz edilmemesi o yerdeki mahkemeyi itirazın iptali yönünden yetkili hale getirmez. Dolayısıyla davalı borçlu açılan itirazın iptali davasında mahkemenin yetkisine itiraz edebilir. ( Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 27.01.2016 tarihli 2014/6945 E. 2016/1011 K. İçtihat)

O halde icra dairesi için gerçekleştirilmemiş olan yetki itirazı (icra dairesinin yetkisi hususunda etkili olacak ve takibin devamı sonucunu doğuracak olup) , itirazın iptali davasında mahkemenin yetkisine etkili olmayacağından,  itirazın iptali davasında mahkemenin yetkisine itirazın ayrı bir husus olduğu ve bu itirazın süresinin de ayrıca dava ile başlayacak olduğu dikkatten kaçırılmamalıdır.

Sonuç olarak hakkında icra dairesi ve itirazın iptali davasında mahkemenin yetkisine ilişkin ayrı ayrı değerlendirme yapmakta ve mevcut tereddütleri bir hukukçu yardımı ile gidermekte fayda olduğu kanaatindeyiz.

 

Bu içerik Stj. Av. Berkan Karakoyun çalışmaları ile hazırlanmıştır.

 

Leave your comment

Please enter your name.
Please enter comment.