TAHKİM KARARLARININ BAĞLAYICILIĞI, TANINMASI VE TENFİZİ

23
Mar2018

TAHKİM KARARLARININ BAĞLAYICILIĞI, TANINMASI VE TENFİZİ

Yabancı bir ülkede verilen hakem kararının Türkiye’de sonuçlarını doğurabilmesi için söz konusu kararın Türkiye’de tanınması veya tenfiz edilmesi gerekir. Tanıma ve tenfiz kavramları doğuracak sonuçlar yönünden farklılık gösterdiğinden hangi talep ile başvurulacağına tarafların karar vermesi gerekmektedir.

Şayet hakem kararı icra edilebilir nitelikte ise bu kararın tenfizinin istenmesi gerekmektedir. İcra yeteneği bulunmayan hukuksal bir durumu gösteren her türlü karar ise tanıma davası ile hüküm doğurmaktadır. Tanıma, kesin hüküm ve kesin delil olma vasıflarını taşımaktadır. Tenfizine karar verilen yabancı hakem kararı, kesin hüküm, kesin delil ve icra edilebilirlik olmak üzere 3 sonuç doğurmaktadır. Bu açıdan tenfiz kararı niteliği itibariyle tanımayı da içermektedir.

Yabancı hakem kararlarının Türkiye’de tanınması ve tenfizi konusundaki iki düzenlemeden biri 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında maddelerinde yer alan hükümler, diğeri ise Türkiye’nin katıldığı Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki New York Sözleşmesidir.

New York Sözleşmesi hükümleri, tanıma ve tenfiz istenen devletten başka devlette verilmiş hakem kararları hakkında uygulanmaktadır. Türkiye’nin New York Sözleşmesi’ni onaylarken koyduğu çekinceler dolayısıyla söz konusu Sözleşme sadece ticari uyuşmazlıklara ve anlaşmaya taraf olan ülkelerde verilen hakem kararlarının tanınması ve tenfizi hususunda uygulanmaktadır.

New York Sözleşmesi’nin V/I (e) maddesi uyarınca “bağlayıcı” tahkim kararlarının tanıma ve tenfizi mümkün olup “bağlayıcı”lıktan anlaşılması gereken, tahkim anlaşması ile uyulması taraflarca kararlaştırılmış olan, bu sebeple iradenin tezahüründe yaptırımını ve hükümlerini doğuran tahkim kararlarıdır. Böylece tahkim süreci sonucunda uyuşmazlığın nihai bir karar ile çözüme kavuşturulması ile, bu uyuşmazlığın esası hakkında başka bir merciin karar vermesine gerek duyulmadığı anda söz konusu tahkim tarafları bağlayıcı sayılmaktadır.

Dolayısıyla tahkim kararına karşı kanun yollarına başvurmak mümkün olduğu sürece, tahkim kararı, Sözleşme anlamında bağlayıcılık niteliği kazanmamaktadır.

Tanınması ve tenfizi istenen yabancı hakem kararının verildiği ülke sözleşmeyi onaylamamışsa yabancı hakem kararının tanınması ve tenfizi New York Sözleşmesi’ne göre değil MÖHUK hükümlerine göre istenebilmektedir.

GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME

MÖHUK 60.maddesi uyarınca; yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizinde görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi’dir. Görev kamu düzeninden olup davanın her aşamasında resen gözetilmektedir.

Yargıtay ticari dava niteliğindeki yabancı mahkeme kararının tenfizinde Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu kabul etmektedir.

Yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizinde yetkili mahkeme ise, tarafların yazılı olarak kararlaştırdıkları yerdeki mahkemedir. MÖHUK m. 60/2’ye göre; taraflar arasında böyle bir sözleşme yoksa davalının Türkiye’deki yerleşim yeri, yerleşim yeri yoksa sakin olduğu yer mahkemesi, sakini olduğu yer de yoksa davalının icraya konu teşkil edebilecek mallarının bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.

Davalının Türkiye’de icraya konu edilebilecek malları da yoksa Türk mahkemeleri yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi konusunda yetkisiz olmaktadır. Ancak yetkinin kesin olmadığı durumlarda mahkeme yetki itirazını resen gözetmediğinden cevap süresi içerisinde ilk itiraz olarak yetki itirazında bulunmak gerekmektedir.

TEMİNAT

Yabancı hakem kararının tanınması ve tenfizi talebi de dava olduğundan tanıma ve tenfiz hakkında bulunan davacı yabancı ise 5718 sayılı MÖHUK’un 48. maddesine göre, Türkiye’de mutat meskeni bulunmayan Türk vatandaşı ise 6100 sayılı HMK’nun 84. maddesine göre teminat göstermek zorundadır. Davacının mensup olduğu veya ikamet ettiği ülke ile Türkiye arasında teminattan muafiyet konusunda iki veya çok taraflı anlaşma varsa teminat istenmeyecektir

YARGILAMA USULÜ

Tanıma ve tenfiz davaları basit yargılama usulüne göre görülecektir (MÖHUK m. 55/1).

Yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi talebiyle açılan davalarda ön inceleme ve tahkikat kesin çizgilerle birbirinden ayrılmamıştır (HMK mk.320). Mahkeme ilk duruşmada dava şartları ve ilk itirazlarla hak düşürücü süre ve zamanaşımı hakkında tarafları dinledikten sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder.

Mahkeme tahkikat işlemlerini ön inceleme duruşması hariç iki duruşmada tamamlar.

Yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi talebiyle açılan davalar bir defa takipsiz bırakılabilir. İkinci defa takipsiz bırakılması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilir (HMK m. 320/4).

Basit yargılama usulünde iddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı dava açılmasıyla, savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar (HMK m. 319).

Davacı yabancı hakem kararının tenfizini talep ettikten sonra alacağın tahsiline hükmedilmesini ıslah yoluyla istemesine engel bir durum mevcut değildir (HMK m. 180).

TANIMA VE TENFİZİ RET SEBEPLERİ

New York Sözleşmesi’nin 5nci maddesinde ret sebepleri düzenlenmiş olup tenfizin reddi sebeplerinden bir kısmı mahkemece re’sen gözetilen sebepler diğer bir kısmı ise taraflarca ileri sürülmesi halinde değerlendirilecek sebeplerdir. Tahkime elverişlilik ve kamu düzenine aykırılık sebepleri mahkemece resen gözetilmesi gereken sebeplerdir.

  1. Uyuşmazlık konusunun tahkime elverişli olmaması: Bu tenfiz engelinin, hakim tarafından resen dikkate alınması gerekmektedir. Hangi konulara ilişkin uyuşmazlıkların tahkim yolu ile çözüleceği kamu düzeni ile bağlantılı bir meseledir.
  2. Kamu düzenine aykırılık: Tahkim kararının uygulanacağı ülkenin kamu düzenine uygun olmaması hali olup hakim tarafından resen dikkate alınması gerekmektedir.

Türk kamu düzeni müdahalesinde yabancı hukuk normunu bertaraf ederek yerel hukukun uygulanmasını gerektiren sebeplerden en önemlisi, yabancı hukukun tatbikinin, bizim hukuk düzenimizin temel hukuk prensipleri ve hakkaniyet anlayışıyla bağdaşmaması halidir. Yerel hukuk normlarının kamu düzeninin olumlu etkisini meydana getirebilmesi için, her şeyden önce emredici nitelikte olması gerekir. Ancak her emredici niteliği sahip normun kamu düzeni müdahalesini doğuracağı da kesin olarak söylenememektedir.

  1. Tarafların ehliyetsizliği: Sözleşmeye göre, tahkim anlaşmasının taraflarının “haklarında tatbiki gereken kanuna göre ehliyetsiz” olmaları durumunda tenfiz istemi reddedilebilecektir. (Md. V/I-a)
  2. Tahkim anlaşmasının geçersizliği: Tahkim anlaşması, tahkim yargılamasının temelini teşkil ettiğinden ve hakemler yargılama yapma yetkilerini tarafların yapmış oldukları bu anlaşmadan aldıklarından, söz konusu anlaşma, tarafların iradesinin fesada uğraması, ehliyetsizlikleri, şekil ya da başka bir nedenden dolayı geçersiz olur ise, sonuçta verilen tahkim kararına da bu geçersizlik etkili olabilecektir.

Sözleşmenin V/I(a) maddesi gereğince, taraflar tahkim anlaşmasının geçerliliğine uygulanacak hukuku serbestçe kararlaştırabileceklerdir. Tarafların böyle bir seçim yapmamaları durumunda, tahkim kararının verildiği yer ülkesi hukuku tahkim anlaşmasının geçerliliğine uygulanacak hukuk olacaktır.

  1. Adil yargılama ilkelerinin ihlali: Aleyhine tahkim kararı öne sürülen tarafın, hakem tayininden veya tahkim prosedüründen usulü dairesinde haber edilmemiş olması yahut diğer bir sebep yüzünden iddia ve savunma vasıtalarını ikame etme imkânını elde edememiş olması halleri tenfiz talebinin reddi nedeni olarak gösterilmiştir (Md. V/I-b)

Uyuşmazlığı çözmek için tayin edilen hakemlerin isimlerinin taraflara söylenmemesi, tenfiz isteminin reddine sebep olabilecek nitelikte görülmektedir.

Bir başka durum da, taraflara delillerini ikame etme fırsatının tanınmamış olmasıdır.

  1. Hakemlerin yetkilerini aşmaları: Hakemlerin yetkilerini aşarak karar vermeleri durumu ve yetkilerini aşarak verdikleri kararların kısmen tenfizi ile ilgilidir. Hakemler kural olarak, kendilerini yetkilendiren tahkim anlaşması ile bağlıdırlar. Doktrinde, tarafların anlaşmalarında, davanın esasına uygulanacak hukuku tespitte esas alınacak kanunlar ihtilafı kurallarını belirtmeleri veya doğrudan esasa uygulanacak hukuku seçmeleri ya da tahkim kararlarını belli bir hukuk sistemine veya hakkaniyet ve nisfete göre belirlemeleri halinde, hakemlerin bu anlaşma hükümlerine uymaması bir yetki aşımı olarak görülmüştür.
  2. Tahkimde uygulanacak usule aykırılık: Hakemlerin seçiminde ve tahkim kurulunun uygulayacağı usul hükümleri hakkında uygulanacak hukukun belirlenmesinde, irade muhtariyeti ilkesinin sonucu olarak, öncelikle tarafların anlaşması dikkate alınacaktır. Tarafların bu konularda bir seçim yapmamış olmaları ve aralarındaki tahkim anlaşmasının bu hususta bir açıklık içermemesi durumunda tahkim kararının verildiği yer ülkesi kurallarından yararlanılacaktır.

Hangi konularda usule aykırılık teşkil ettiğine örnek vermek gerekirse;

  • Tahkim kararının uygulanan kurallara göre belirlenen süre içinde verilmemesi
  • Tahkim kararının uygulanan kurallarca belirlenen şartları ve muhtevayı taşımaması,
  • Uygulanan kurallar arıyorsa, tahkim kararının gerekçeli verilmemesi,
  • Temel bir prosedürde izlenmesi gereken prensiplere aykırı hareket edilmesi,
  1. Tahkim kararlarının bağlayıcı olmaması, iptal edilmiş veya askıya alınmış olması: Madde içeriğinde 3 durum düzenlenmiştir. Bunlar; tahkim kararının bağlayıcı olmaması, iptal edilmiş olması veya icrasının geriye bırakılmış olması halleridir.

Uyarı!


Dolandırıcılar tarafından Atalan Hukuk Bürosu adıyla, aranarak para tahsilatı yapılmak istendiği öğrenilmiştir. Büromuz tarafından aranılarak para tahsilatı işlemi yapılmadığını ve arayan bu şahıslara itibar edilmemesi gerektiğini bilgisini kamuoyunun dikkatlerine önemle sunarız.

This will close in 10 seconds